Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.
[mc4wp_form id="4890"]
Zapisz Zapisz

İçimizdeki Şeytan-Sabahattin Ali

Posted on 0 0

Sabahattin Ali’ nin hangi kitabını elinize alırsanız alın, kitap çok eski dille yazılmış bir edebi eser olduğu halde, sanki bugünün Türkiye’sinde olan halkın zihniyetini , iç dünyasını ve pisikolojisini yansıtıyor. Ve Hangi dönem okunursa okunsun Sabahattin Ali okudum ve sevmedim diyecek ? Ben ihtimal veremiyorum.

İçimizdeki Şeytan da Kürk mantolu madonna  kitapları bittiğinde; Bir kaç gün boyunca sokaktaki esnafa, devlet dairesinde çalışan memur yada otobüsteki insanlara bakıp Ömer yada Raif efendi karakterleri gibi içlerinde hangi fırtınaları yaşadıklarını görmeye çalışırken buluyorum kendimi.

Ağırlıkla Ömer ve Macide karakterleri ile süren romanda, Ömer karakteri felsefe okuyan bir tanıdığının aracı olması ile basit bir memuriyet işinde çalışan, zayıflıkları olan, iradesi zayıf, öz benliğini bulamamış duygusal, kaygılı ve kendi zaaflarından korkan bir karakterdir. İlk görüşte aşık olduğu, karşı tarafta iradesi kuvvetli, mağrur, başı dik, kontrollü biri olarak görünen konservatuarda müzik oğrencisi Macide vardır. Yaşanan hızlı ve kısa süreli aşkta, Ömer sürekli kendini sorgulayıp zayıflıklarını kontrol edemeyişini içindeki şeytana bağlayıp, kendini rahatlatmaya çalışmaktadır. Sonunda gerçeklerle yüzleşip “…ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması… İçimizdeki şeytan, pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… İçimizdeki şeytan yok… İçimizde aciz var, tembellik var, iradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey, hakikatleri görmekten kaçmak ihtiyatı var… dizeleri ile Ömer kendi hesaplaşmasını yapar, kendisinin bile yapabileceğine inanmadığı ve tüm geçmişini silip, yenilenmek ve değişebilmek adına zor ve acı çekerek bir karar alır. Tek varlığı Macide’ den vazgeçer.

Kitapta her ne kadar Ömer karakteri zayıflıkları olan hiç bir işe yaramaz, hep başkalarına güvenerek yaşayan, başkalarının etkisinde kalan içindeki şeytana sürekli yenilen havai yarınını düşünmeyen bir genç gibi gözükse de, ben Ömer karakterini daha çok kabul ettim. Macide aklı başında, sessiz herkesin masum gördüğü korumaya çalıştığı karakter daha çabasız son ana kadar ne kendini ne Ömer’i sorgulamayan kaderci akışı ile kendini Ömer’ e bırakan, beklentisiz gibi görünen beklentileri olan , güçlü görünen zayıf bir kadın, kendisi için mücadele etmeyen başkasına da yardımcı olamaz sözünü doğruluyor. Sürekli başkalarının etkisinde kalan, nereye çeksen oraya savrulan Ömer’ e bile hiç bir etkisi, değişebilmesi için yardımı dokunamıyor. Ömer karakterini anladım ama Macide de zorlandım, bu Sabahattin Ali’ nin Macide karakterini okuyucuya geçiremediği, gibi yanlış anlaşılmasın, aksine o kadar gerçek bir karakterdi ki, ben yaşamımda da kadınların tıpkı Macide gibi çabuk teslim oluşlarını kabullenemediğimden empati kuramadım.

İçimizdeki Şeytan mutlaka okunması gereken müthiş bir eser. Hikayesi ,edebiyatı, piskolojik çıkarımları ile her şekilde doyurucu. Bu dizeler benim kitapta en etkilendiğim final satırları oldu, yazıyı bu satırlar ile alıntı yaparak sonlandırmak istedim

“…ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması… İçimizdeki şeytan, pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… İçimizdeki şeytan yok… İçimizde aciz var, tembellik var, iradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey, hakikatleri görmekten kaçmak ihtiyatı var…

 

signature

Henüz Yorum Yapılmamış.

Bu yazı hakkında yorum yapmak ister misin?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir